21 Şubat 2012 Salı

Kalem Edebiyat ve Sanat Dergisi'nin Mayıs-Haziran (2.sayı) sayısında yayımlanan Tutku Teması yazılarım...

 KAÇAK DÜŞÜNCELER'DEN...


1. Yazım:


Değişik Duygular Hissederken


  Tutku, insanı bir varlığa en sıkı şekilde bağlayabilecek, aşkı ayakta tutabilecek, insanın en değişik duyguları hissetmesini sağlayan bir komuta merkezi gibidir.
  Mutluluğa sebep olur bazen; bazen mutsuzluğa ama şu herkes için aynıdır: Sana ne yaşatırsa en yoğun şekilde yaşatır. Sana yaşattığı duygu seni adeta esir alan ama bitmesi istenmeyecek bir duygudur. Belki en yoğun haliyle duyguları yaşadığın için bitmesini istemezsin, belki de özel bir yeteneği vardır, kendi içinde kimseye fark ettirmeden ilerleyen...
   Bağlar seni yaşama, hayata, aşka... Belki tek etken değildir ama bağların en güçlülerinden de biridir. Derinlere inersin tutkuyla, kendi derinlerine... Asla bulamayacağın hazineler çıkar içinden, bazen hüsran olur bazen de sevinç... Gözlerindeki ışıltıya sebep olur bazen; sen istesen de istemesen de...
   Bittiği zaman hissedersin eksikliğini, çoğu şeyde olduğu gibi. Gözlerindeki ışıltı bir anda bitince, duygular çok yoğun yaşanmadıkça, kendi derinliğine inemediğinde seni boşluğa düşürür. Seni ilk önce kendine bağımlı hale getirir sonra da bir boşluğa iter. Affallarsın, ne yapacağını bilemezsin, alışırsın geri gelsin istersin... Geri gelir mi sana, yine aynı şeyleri yaşatır mı diye beklersin. Ne olursa olsun arkasından bakarsın tutkunun...




2. Yazım:


Boşluğun Tam Ortasında


  Hayalin pembe dünyası gitmiş, boşlukta yürümeye çalışır hale gelmişsin haberin yok. Hala içinde tutku kalmış gibi geliyor sana; ama...
 Aslında içinde tutkudan eser yok ! Gram kalmamış tutkudan ama sen umudunu yitirmemişsin. Hala ayakta kalmaya çalışıyorsun. Ne kadar dayanırsın bilinmez ama tutkuyu içinde arama çaban bitip, tutkuyu bulamayınca gerçekler sana acı verir. Boşluğun ortasında kaybolur gidersin öylece...
 Mutluluk hayaldir artık kalbinin acısı geçene kadar. Sana derinden bir delik açar, giderken bile kalbine işletir kendini... Hayallerinin pembeleşmesi zordur, zaman alır. O zaman olgunlaşma sırasında çok fazla şey kaybedersin kendinden, bundan bile haberin yoktur. Neler yaşadığını anladığında pişmanlık duygusu gelir. Sıra ondadır, içini kaplamak için bekleyen duyguların arasında... İçini kemiren bir duygu hissedersin daha sonra; içinde açılan derin boşluktan geriye kalanları da pişmanlık kemirir, tutkunun yardımıyla... Açtığı boşluğu derinleştirip güçlendirmektedir tutku da o sırada.
 Sen, tam bunlar yaşanırken nereden geldiği bilinmez şekilde güç bulursun. Zorlanırsın kalkarken ama ayağa kalkarsın. Boşluktan kurtulduğunda içinde hala kapanmayan yaralar vardır ama sen mutlusundur o duygulara rağmen ayağa kalktığın için...







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder