4 Temmuz 2012 Çarşamba

Aşk ve Nefret Perilerim


Bir ses duyuyorum uzaktan. Belli bana seslendiği. Ama tanımıyorum sesi. Dediklerinin ilginçliği bunu bile umursamaz olmamı sağlıyor bir anda.  ‘’Ne olur uzatma şu kavgayı. Sevdiğini kabul et Emir’i ! Müge bak yalvarırım sana. Sen geleceğinden habersiz burada kendi burnunun dikine giderken ben olacakların hepsini görebiliyorum !’’
Neyi görebiliyordu ? O sesin sahibi kimdi ?
Ben bunları düşünene kadar bir dolambacın içine girdik bir anda. Her tarafta küçük kutular vardı. Üzerinde hayalleri yazıyordu insanların. Bu sefer bir önceki sesin daha kalınlaşmışı sesleniyordu bana ‘’Müge ! Bu sadece prova geleceğinde sen de orada olacaksın korkuların ve hayallerinle ! Ne olur inkar etme Emir’e olan hislerini !’’
Onlara neydi Emir’den ? Hem onlar Emir’i nereden tanıyorlardı ? Onu sevdiğimden nasıl bu kadar emin olabiliyorlardı ? Hepsi şu anda muammaydı.
Bunları gerçek zannederken çığlık atarak alarmımın sesiyle uyanıyorum. Saat 08.35 olmuş ! Hangi ara alarmım çaldı da duymadım ? Kesin o gördüğüm rüya yüzünden… Hem o rüya da neydi öyle ? Emir falan. Bana ne mesaj yolluyordu bilinç altım ? Neyse. Şimdi bunları düşünecek değilim. Zaten işe geç kaldım.
Hemen ışık hızıyla hazırlanıyorum. Üstüme palas pandıras bir şeyler giyip çıkıyorum. Dün de giydiğim siyah kumaş pantolonum, beyaz gömleğim ve kırmızı ağırlıklı aksesuarlarımla çok da kötü görünmüyorum sanırım. Şansıma da yollar açık. İşe azıcık bir gecikmeyle yetişiyorum. Tüm gün boyu düşünüyorum sabah çığlık çığlığa uyanmamı sağlayan o rüyayı. Sanırım ben aşığım da anlamıyorum. Ama sanıyorum. Hiçbir fikrim yok. Sonradan fark etsem de fark ediyorum işte. Onu her düşündüğümde kalbim deli gibi atıyor. Kendim olmaktan çıkıyorum. Emir’i seviyorum işte demek istiyorum onu da diyemiyorum. Daha sonra ‘’Yok canım ya ne sevmesi saçmalama Müge !’’ demek istiyorum o da olmuyor. Emir benim eski iş arkadaşım. Hala da görüşüyoruz onunla. Eskiden ondan hoşlanırdım tamam kabul ediyorum ama işin bu raddeye geleceğini, bilinç altıma kadar ineceğini hiç de düşünmeden. Böyle 10 günüm geçiyor. Her gün başka bir rüya görüyorum. Çığlık çığlığa uyandırıyor beni teker teker her biri. 10 günün sonunda kararımı veriyorum ve Emir’i arıyorum sesimin nasıl çıkacağını hiç hesaba katmadan daha yeni bir rüya şokuyla uyanmışken.
‘’Alo Emir ! Ben Müge. ‘’
‘’Aaa alo Müge. Nasılsın ? Sesin çok iyi gelmiyor ? Ne oldu, bir sorun mu var ?’’
Beni bu kadar merak etmesi hoşuma gidiyor sanırım. Tam bunu anlamaya çalışırken cevap vermeyi unuttuğumu, ne kadar daldığımı Emir lafa girerek hatırlatıyor;
‘’Müge orada mısın ? Ya bir şey mi oldu sana hayırdır ?’’
‘’Emir seninle konuşmam lazım.’’
‘’Tamam konuşalım. Bugün uygun mudur ?’’
‘’Kesinlikle ! Tamam nerede ? Saat kaçta ?’’
‘’Bizim kafeye gelsene. Bir saat sonra orada buluşup kahvaltı yapalım.’’
‘’Tamam Emir. Orada olacağım. Çok teşekkürler.’’
‘’Önemli değil Müge. Görüşürüz’’
‘’Görüşürüz’’ diyerek kapatıyoruz telefonları. Tam 1 saat sonra kafede oluyorum. Emir’i de hemen buluyorum. Bir merhabalaşma faslından sonra siparişlerimizi veriyoruz. Sonra soruyor o da zaten o kilit soruyu;
‘’Müge sana ne oldu ?’’
‘’Hiç. Hiçbir şey.’’
‘’Emin misin ?’’
‘’Değilim.’’ gerçekten de emin değilim zaten.
‘’Müge ne oluyor söylesene !’’
‘’Her gece rüyamda sen ve senin hakkında şeyler görüyorum. Seninle görüşmeyeli kaç hafta oldu seni unutamadım. Bilinç altımdan seni atamıyorum. Her saniye seni düşünüyorum. Olan bu !’’
‘’Ne !? Müge ne diyorsun sen ?’’
‘’Olan bu Emir. Sanırım sana aşığım.’’
‘’Ne diyeceğimi bilemiyorum.’’
‘’Haklısın Emir. Sonuçta biri sana pat diye aşık olduğunu söyledi. Seni anlıyorum.’’
‘’Bak Müge seni üzmek istemem ama…’’ dediği anda ağlamaya başlıyorum. Durduramıyorum kendimi. En sonunda son gücümle ‘’Devam et Emir.’’ Diyorum. O da devam ediyor.
‘’Bak Müge. Ben Deniz’le nişanlıyım           .’’
Arkama bakmadan oradan uzaklaşıyorum. Emir’in bağırmasına kulak asmadan. İnsanların bana bakışlarını görmeden. Emir’in beni sürekli aramasını yok sayarak. Eve geldiğimde daha bir rahatlamış hissediyorum kendimi. Sanırım o rüyalardan kurtuldum diye düşünüyorum öyle de oluyor. Bir süre geçiyor. Aşağı yukarı bir hafta kadar. O daha iyi olan Müge’den eser kalmıyor. Sürekli ağlıyorum. Susuyorum. İşe kaçta gittiğimi nasıl gittiğimi hiç umursamıyorum. Bir anda değişiyorum. Bambaşka bir Müge oluyorum. Bu sırada Emir de beni aramaya devam ediyor. En sonunda dayanamadan açıyorum telefonu;
‘’Ne var !? Beni rahat bıraksana sen !’’
‘’Müge bir haftadır gözüme uyku girmiyor’’ diyor ses. Ağlamış belli. Neden ağlıyor bilmiyorum. Vicdan azabı desem ? O da değil. Eminim.
‘’Amacın ne ?’’ diyorum. Bunu cidden merak ediyorum.
‘’Müge konuşalım mı ?’’
‘’Neden ?’’
‘’O zaman senin diyeceklerin vardı. Şimdi benim’’ diyor biraz ukala biraz mahcup biraz da utangaç geliyor bu sefer sesi.
‘’İyi tamam.’’
‘’Nerede buluşalım ?’’
‘’Bize gel evi biliyorsun.’’ diyorum doğru mu yanlış mı hiç ama hiç hesaba katmadan.Ama umurumda değil. Dışarı çıkacak halim yok.
‘’Tamam geliyorum’’ dedikten sonra telefonu kapatıyoruz o da yaklaşık 10-15 dakika sonra zili çalıyor.
‘’Müge !’’ diye bağırarak boynuma atlıyor bir anda. Neler oluyor anlayamıyorum.
‘’Ben o gün Deniz’le nişanlıyım’’ dedim. Onu seviyorum demedim.’’ diyor.
‘’Ne !?’’ diyorum ve ekliyorum; ‘’Deniz’le nişanlısın ve bana mı aşıksın ?’’ diyorum. Başını evet dercesine sallıyor. Parmağını gösteriyor bana. Yüzüğü yok. ‘’Yani ?’’ diyorum. ‘’Bundan bir anlam çıkarmamı mı bekliyorsun’’ gibi bir şey bu ‘’Yani’’. ‘’Yanisi şu sevgilim diyor; Deniz’le nişanı attık !’’
‘’Benim yüzümden mi ?’’ diyorum
‘’Hayır. Deniz istedi’’ diyor.
‘’Pişman mısın ?’’ diyorum. Ona da ‘’Hayır.’’ Diyor sonra anlatıyor olanları birer birer. Baştan beri anlıyormuş Deniz zaten aralarında bir sevgi bağı olmadığını. Başka birisi mi var demiş o gün bizimki de evet demiş. O da tamam demiş ayrılmışlar. Deniz hala mutluymuş da. Bu haber hoşuma gidiyor. Birlikte çok güzel bir gün geçiyoruz. Her günümüz gibi. Artık her gün birlikte vakit geçiriyoruz. Mutlu oluyoruz birlikte. Eğleniyoruz. Herkes fark ediyor bendeki değişimi bir anda. Kendime daha çok bakmaya daha bir saf saf ‘’Geldi bahar ayları, gevşedi gönül yayları.’’ Havasında dolaşıyorum etrafta. Böyle böyle tam 2 yıl geçiyor. Evlenme teklifi ediyor bana Emir. Kabul ediyorum. Kız isteme töreniydi, nişandı, düğün alışverişiydi, gelinliği, damatlığı derken o gün geliyor çatıyor. O rüyamdaki sesi tekrar duyuyorum. Daha doğrusu sesleri Etrafıma bakıyorum. Onu göremiyorum. ‘’Sınavı geçtiniz Müge !’’ diyor ses tekrar. Ama ikisi birden. ‘’Ha !?’’ diyorum şaşkınlıktan yine ikisi birden anlatıyor; ‘’Aşk bir sınavdır Müge. Zorlu bir sınav. İki ayrımı vardır. Ya söylersin hislerini senin gibi. Ya da susarsın. Sen sınavdaki o ayrımı geçtin Müge ! Söyledin ona onu sevdiğini.’’ Şaşkınlıktan kalakalıyorum. Üstümdeki gelinlik, gelin odasındaki tuvalet masasının önündeki o sandalyeye bir anda kendimi bırakıyorum. ‘’Nasıl yani ? Söylemeseydim…’’ dediğim anda yine ikisi birden konuşmaya başlayarak sözümü kesiyorlar. ‘’Müge eğer ki söylemeseydin senin için iyi olmazdı. Tam bundan 2 sene önce de dediğim gibi korkularınla ve hayallerinle orada olacaktın! ‘’ diyor. Yine anlamıyorum. ‘’Orası neresi ?’’ diyorum. Kızıyor bana biraz. ‘’Bilmen gerekmez !’’ ‘’Tamam diyorum usulca peki siz kimsiniz ?’’ ‘’Biz aşıkların aşk perileriyiz. Onları sınarız hep böyle sınavı geçemezlerse ise onların aşk perilerinden nefret perilerine dönüşürüz, onların içine girerek onları kemirir, hayatlarını mahvederiz’’ diyor o sesler. Ve ekliyorlar ‘’Biz artık sizin aşk perileriniziz hep mutlu olun. ‘’ diye ekliyorlar. ‘’Teşekkürler.’’ Diyorum hala şoktayken. Tam o sırada Emir geliyor ‘’Hazır mısın ?’’ demek için. ‘’Evet’’ diyorum ve aşağıya iniyoruz. Annelerimizin mutluluk gözyaşları ve herkesin neşesi içinde aşk perilerimizle birlikte mutlu olacağımız bir hikayeye adımımızı yeniden atıyoruz…

2 yorum:

  1. Çok farklı bir şey. Etkileyici , güzel ve ilginç. Hayal gücün çok iyi. Böyle gitmesi dileklerimle..

    Başarılarının Devamını Dilerim.. :)

    YanıtlaSil
  2. Çok teşekkür ederim yorumun için :) Beğenmene sevindim.

    YanıtlaSil