23 Temmuz 2012 Pazartesi

Bir Öykü

''Neden gidiyorsun ? Gitme, kal. Hem nereye gideceksin ? Ne var ki orada, ne var ki burada bıraktıklarından daha önemli ? Ailen burada, arkadaşların burada, ben buradayım... Her şey burada, herkes burada ! Yetmiyor mu bu sana artık ?'' dedi kız, oğlandan bir kaç adım geride duruyordu, oğlan ona bakmaya bile cesaret edemeden ''Sus !'' diye bağırdı, koşarak hareket saati gelen trene bindi, vagonlar arasında hızlıca dolaşarak buldu yerini, ağladığını belli etmemeye çalışarak ona en sallayan sevgilisine ''El sallama lütfen. '' dedi, dur işareti yaptı, kız ağlamaya devam ederek onun istediğini yerine getirdi, ona veda etmedi, onu hep bekleyecekti...
Tren gardan uzaklşatığı anda damla damla yüzüne inmeye başladı oğlanın gözyaşları... Cüzdanında, hemen ön gözde taşırdı sevgilisinin fotoğrafını, onu çıkardı, daha da çok ağladı böylece, hiç konuşmadı, hep sustu...
Ailesini düşünmeye başladı bir ara, ''Gara gelmeyin, sizden tek ricam bu.'' demişti ailesine, annesiyle, babasıyla, kardeşiyle vedalaşarak yola çıkmıştı...
Kız ise onunla tanıştıkları yere gitti, onsuz asla orayı sevemeyeceği yere; parklarına...
Bir banka oturdu, tüm fotoğrafları, mektupları, anıları boşalttı kutusundan... Onlara sarılarak ağladı o da...
Herkese gitmeden önce ''Beni lütfen bulmaya çalışmayın, zamanı gelirse eğer bir gün öğreneceksiniz neler olduğunu.'' dedi, herkesten öyle yapacağı hakkında söz aldı, onlara güvenmesi gerekliydi, o da güvendi...
Kız hıçkırıklarla yürüdü evine, gece oldu, kız hala ağlıyordu... Bir ara gözü saatine ilişti kızın, varmış olmalıydı gideceği yere...
Ailesinde de durum aynıydı, özellikle de kız kardeşi ve annesi ağlamaktan bitap düşmüşlerdi, baba daha metanetliydi, ailesini ayakta tutmak için de öyle olmak zorundaydı...
Gece gündüze döndü, oğlan büyük bir korkuyla kalktı yatağından, çantasını aldığı gibi hastaneye gitti...
Doktorunu buldu, yatış işlemleri yapıldı, tahlil sonuçları geldi, o gün ameliyat olabilirdi..
Oğlanın herkesi terk etme sebebi buydu, yıllardır hastaydı, ölüm riski çok fazlaydı, ölürse kimse üzülmesin istedi, iyileşirse kendisi gidecekti...
Herkese ayrı ayrı mektup yazmıştı, onları verdi hemşireye ''Ölürsem üzerindeki adreslere yolla.'' dedi, içinde ne yazdığını onun dışında kimse bilmiyordu...
Ameliyat saati geldi çattı, oğlan heyecanlıydı, ailesi, sevgilisi hala ağlıyordu, neden gittiğini düşünüyordu...
Ameliyata başladıklarından beri doğru gitmeyen bir şey vardı, düzelmiyordu bir türlü, hiç beklemedikleri bir anda kalp ritmini kaybetti doktorlar, geri getirmek adına her şeyi yaptılar, olmadı onu sonsuza yolladılar... Cenazesini almaya kimse gelmedi, doktorları bunu biliyordu, tüm işlemler buna göre yapıldı, mektuplardaki adresi ölürsem ulaşmak için kullanmayın diye söz almıştı ameliyattan önce, o yüzden de yalnızdı...
Hemşire oğlanın dediğini yaptı, mektupları yolladı...
Ertesi gün hem ailesi, hem sevgilisi o mektupları aldılar, açıp okumaya başladılar... İçinde ''Ben iyiyim, neden buraya geldiğimin hiçbir önemi yok, sizden tek ricam benim için ağlamamanız, sizi hep göreceğim, bunu bilin, hepinizi çok seviyorum.'' yazıyordu. O mektuba baka kaldı hepsi, o sırada cenazesi defnedildi, yalnızdı, tam istediği gibi...

Yıllar geçti... Hiçbiri unutamadı onu, izini aramadılar, öyle demişti çünkü... Ailesi, oğlanın sevgilisini kızı gibi kabullendi, o da onları ailesi olarak gördü... Birlikte gezmeye gittikleri günlerden biriydi, gittiler ama dönemediler, kaza yaptılar, hepsi birden hayatını kaybetti... Ölüm buluşturdu onları, birbirlerine anca öyle kavuştular... Sonsuza dek ayrılmadılar, onların ''mutlu'' sonu ancak böyle olabildi, ancak...

2 yorum:

  1. Hikayeti bir bütün olarak ele aldığımız da yaşını da bu olaya dahil ettiğimizde güzel bir iş başarmışsın, lakin gelişme aşamasında olduğundan dolayı kendimce hatalı bulduğum yanları söylememe izin ver lütfen.

    Öncelikle çok fazla 3 nokta kullanmışsın. Noktalama işaretleri bir yazının akıcılığını çok fazla etkiler.

    Bir diğer konu ise bazı yerleri çok dümdüz yazarak geçmişsin, daha fazla ayrıntıya inerek hayal gücümüzde sahnenin tamamının canlanmasını sağlaman gerekiyor.

    Ve son olarak yazının parça parça alanlarına konu ile ilgili ve bağlayıcı, normal kitaplarda not alabileceğmiz kalitede cümleler eklemelisin.

    "Kirletmeden ruhumu, bir çok sahte bedende fark ettim yanlışlarımı ve biriktirdim hatalarımı.

    Özel olmamı sağlayacak kadına sakladım bütüm doğrularımı."

    Şeklinde akıcı, kafiyeli cümleler okuru yazının içine daha fazla gömer.

    Kaleminin her yeni yaşında daha güçlü olması dileği ile

    Sevgilerle :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. twitterdan yanıtlamıştım ama içime sinmedi :) hem daha uzun bir şekilde yanıtlıyorum yorumunuzu; ilk başta teşekkür ederim, yapıcı eleştiri yaptığınız ve eksiklerimi hakaret yollu olmadan söylediğiniz için :) gerçekten dikkate alacağım güzel eleştirler bunlar... tespitleriniz için de ayrıca teşekkürler, yazarken fark etmiyorum bir şeyi, özellikle bu öyküde; bazı anlatmak istediğim şeyleri anlatmak istedim öyküyle, yazmaya başladım olmadı; sildim baştan yazdım yine olmadı sonra ortaya bu çıktı, ben de o haliyle yayınladım, gözüme noktalama hatalarım çarpmadı yani :) son olarak da sondaki dileğiniz için teşekkürler, sizin kaleminizin akıcılığının devamı dileğimle :)

      Sil